Aşk olmadan Meşk olmaz

Malatya’da kamış kaleminden nesih, sülüs, divani ve celi divani yazı nevilerinde aldığı zikir sesleri ve yetiştirdiği öğrencilerle hizmet ehli sanatçı ile İbrahim Ethem Gören güzel bir söyleşi yapmış.

Aşk olmadan Meşk olmaz

Hattat İslam Kaya, Malatya’da kamış kaleminden nesih, sülüs, divani ve celi divani yazı nevilerinde aldığı zikir sesleri ve yetiştirdiği öğrencilerle hizmet etmekte olan bir münevver.

Amasya Şeyh Hamdullah Yazı Tarihi ve Hüsn-i Hat Müzesi’nin açılışında görüştüğümüz sanatkâr ile içinden harflerin geçtiği bir söyleşiyi İttifak Gazetesi'nden İbrahim Erhem Gören yapmış. Güzel bir söyleşi olmuş: 

Hattat İslam Kaya

İslam Bey, geleneksel sanatlarla teşrik-i mesainiz nasıl başladı?

Öncelikle yoğun çalışmalarınız içinde bu fakire vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederim.

Hüsn-i hat sanatını sanat olarak bilmeden çok daha önce, evde büyüklerimiz Kur’an-ı Kerim okurken ben de yazılarına bakardım bu dikkatimi çok çekerdi. Adeta harflerin estetiğine kapılmış bir durumdaydım. Okula başlayıp yazı yazmaya, kalem ve kâğıt ile buluşmaya başladıktan sonra Kur’an-ı Kerim’in yazılarından çok etkilendiğim için kendimce ayetler yazmaya çalışıyordum. O sıralar henüz Kur’an-ı Kerim okumasını bilmiyordum ama yazıyordum ve fırsat buldukça yazmaya devam ediyordum. Orta öğrenime geçtiğim yıl Kur’an-ı Kerim de öğrenmiştim ve her gün okumaya gayret etmekle beraber yazmaya da çalışıyordum.

Hattat İslam Kaya

Orta öğrenimden sonra medrese hayatım başladı. Medresede İslami ilimler (Arapça, Fıkıh, Tefsir, Akaid, Hadis) okurken bir arkadaşımın vesilesi ile İslâm harflerini yazmanın da sanat olduğunu ve belirli kaide, kurallar olduğunu öğrendim.

Medrese hayatım yaklaşık 7 yıl sürdü ve bu süreç içinde medresede çeşitli hocalarımdan amatör olarak hat dersleri aldım. Medresede eğitime devam ederken bir arkadaşım vesilesi ile İsmailağa Camii yanındaki medresede Üstadım Hattat Ali Selçuk Erkurt hocamın eğitim verdiğini duydum. İlk hat hocam ile orada tanışıp derslerinden feyz almaya başladım. Hali ile de Osmanlı döneminde yapılan medrese maneviyatı içinde değerli üstadım Ali Selçuk Erkurt hocamdan derslere devam ettim. Hocamdan Sülüs, Nesih, Rika, Divani ve Celi divani meşklerini tamamlayıp 2010 yılında kendisinden icazet aldım.

Hatta İslam Kaya, Hocası Ali Selçuk Erkurt ile birlikte

ALİ SELÇUK ERKURT HOCAM ÖRNET BİR ŞAHSİYETTİR

Hocanız Ali Selçuk Erkurt’un hat sanatına yaptığı hizmetlere yönelik neler söylemek istersiniz?

Bu güzel sorunuza yeteri kadar karşılık vereceğimi bilemiyorum. Kıymetli üstadım bu kutlu yolda yürümenin sırrı manevi hallere de dikkat ederek başarının mümkün olacağını her zaman ifade ederdi. Yani kulluk vazifelerimizi yerine getirmenin yanında kibirden uzak, manevi bir aşk içinde bu sanatı icra etmemiz gerektiğine dikkat çekerdi. Hocamı dersten önce kapıda çantam ile beklerdim. Sabırsızlık içinde yazdıklarımı hocama gösterirdim. Hocam hiçbir zaman en hatalı yazıma bile olumsuz bir ifade kullanmazdı. Hali ile, davranışı ile hattatlara ender bir örnek şahsiyettir.

Hattat Ali Selçuk Erkurt

Hocamın hüsn-i hat sanatına yaptığı en önemli hizmet, benim gördüğüm ve yaşadığım kadarıyla zühd içinde, ihlâsla bu sanatı icra eden kişiler yetiştirmenin gayreti içinde oluşudur. Bunu da başardığını düşünüyorum. Ön plana çıkmayı asla sevmez, kendi halinde, tam bir tevekkül ile yıllarca meşk etmiş, birçok talebe yetiştirip icazet vermiştir.

Cemiyetimiz, hat sanatı camiası hocanızdan ne tür örneklikler almalı?

Şu zamanımızda hat sanatının unutulmasından ziyade hat sanatının maneviyatına uymayacak şekilde işlerin, davranışların olması çok üzücü. Hal böyle olunca insan, başarının Allah tarafından kişiye emanet verildiğini unutuyor. Hocam her zaman bu konuda bize uyarılarda bulunduğu için ve kendi de bu hususa dikkat ettiği için biz de böyle yetiştik, Elhamdülillah. Bu kutlu sanatı hakkı ile yapamıyorum ama en azından hakkı ile icra etme gayreti içinde olmam hocamın sayesindedir.

HOCAM BİLDİKLERİYLE AMEL EDEN BİR ŞAHSİYETTİR

Hocam birçok konuda bilgili olmasının yanında, bildiğini yaşayan kıymetli hattatlarımızdandır.

Bir dersten sonra hocama şu şekilde soru sormuştum. “Hocam nasıl hareket edersek bu işi tam yapabiliriz?”

Hatırlıyor musunuz, nasıl bir cevap vermişti?

Cevabını hiç unutmuyorum buyurmuştu ki.  Evladım kalemi eline aldığın vakit içinden şöyle geçir; “Ya Rabbi kalemimi istediğin yöne çevir.” Ben de bunu her zaman yapmaya çalışıyorum elimden geldiğince. İnşaAllah bir gün hakkı ile icra etmeye de muvaffak olurum.

Klasik medrese eğitimi aldınız. Anadolu’daki medreselerin müfredatına Arapça, Hadis, Fıkıh, Tefsir, Akaid ve Kıraat derslerinin yanına hat sanatının meşki de ilave edilebilir mi? Bu hususta çalışmalar var mı? Bu meyandaki mülahazalarınızı öğrenmek isterim.

Evet, bazı medreselerde rika veya nesih dersleri kısaca veriliyor. Medresede yetişen talebelerin doğru ve güzel yazı yazmaları için bazı hocalar bu hususa dikkat ederek ders verdirirlerdi. Tabii ki şu an maalesef üzülerek ifade etmek gerekirse doğu illerimizin birçoğunda geleneksel usul ile eğitim almış, icazetli hattat bulunmamakta. Bundan dolayı da medreselerde hat dersleri çok nadir olarak verilmektedir.

Medreselerde hat derslerinin de verilmesinin çok isabetli olacağı düşüncesindeyim. Zira ilimde belirli bir seviyeye gelen kişilerin yazı kurallarını bilmemesi hoş bir durum olmamakla beraber talebelerin de istifade etmesi daha da zorlaşacaktır. Çünkü medrese eğitiminde bazı kitaplar veya şerhler el ile de yazılmakta, yazı düzgün olmadığı takdirde okumak da güçleşmektedir.

MALATYA’DA HAT DERSLERİNE YAZ-KIŞ DEVAM EDİYORUZ

Nerelerde, hangi kurumlarda hat dersleri veriyorsunuz?

2011 yılında Malatya’da kendi atölyemi kurdum ve atölyemde sekiz yıla yakındır derslere yaz-kış devam ediyoruz.

2012 yılında Malatya’nın Arapgir ilçesinde o zamanki kaymakam Ercan Turan beyin daveti ile Arapgir Halk Eğitimi Merkezi’nde derslere başladık. Halen bu iki yerde devam etmekle beraber zaman zaman vakıf ve derneklerde de ders talebi olunca elimden geldiği kadar ders vermeye çalışıyorum.

Ayrıca beş yıldır internet üzerinden, mail yolu ile de dersler veriyorum. Düzenli devam eden ve bu usul ile de güzel yol kat eden talebelerim var. Bunu da insanlara faydalı olmak amacı ile yapıyorum. Yurt içinden ve yurtdışından ders talebi oluyor, ben de elimden geldiğince yardımcı oluyorum.

Uzaktan eğitim zor olmuyor mu?

Uzaktan eğitim tabii ki birçok eksiklerle oluyor ama teorik anlamda kitap okumaları yapıyoruz. Hat sanatı üzerine kitaplar ve bilgiler de paylaşıyoruz talebelerimizle. 

Öğrencilerinizin hat sanatına ilgi ve kabiliyetleri hangi seviyede?

Ders vermeye başladığım dönemde birçok kişi büyük bir heves ile derse başladı, çok yoğun bir ilgi vardı. O zamanlar da bu sanatın belirli kuralların geleneksel bir eğitim usulünün olduğunu anlatarak derslere devam ettik. Fakat bu zorluğu görüp bırakanlar oldu. Şuan 4 yıldır düzenli devam eden talebelerimiz çok ciddi şekilde ilerlemektedirler. İnsanlar bunu kabul etmeye ve daha ciddi çalışmaya başladılar, bu çok sevindirici bir durum.

MALATYA’DA DA HATTATLAR YETİŞİYOR

Talebelerime hocamdan öğrendiğim gibi bu sanatı hakkı ile icra etme konusunda gayret göstermeye çalışıyorum. Malatya’da yakın zamanda inşaAllah hattatlar yetişecek, ümitli olduğum ve ciddi çalışan talebelerim var.

Atölyemde uygulamalı derslerin yanında konu anlatımlı dersler de yapıyoruz. Her hafta bir hattatın hayatını ve eserlerini inceliyoruz. Araştırma ödevleri veriyorum, güzel bir muhabbet içinde birbirimizden çok bilgi istifade ediyoruz. Bu derslerden amacım ne yaptığını bilen, bilinçli kişiler yetiştirmek ve üstadlarımıza layık bir şekilde bu kadim yolda yürümektir.

AŞK OLMADAN MEŞK OLMAZ

“Aşk olmadan Meşk olmaz” sözüne binaen, sanat aşk ile yapılır, bu aşk da kişide varsa Allah’ın izni ile muvaffakiyet mümkün olur.

Sülüs istif, Ayet-i kerime

Malatya’da geleneksel sanatlarımıza yönelik neler yapılıyor?

Malatya’da Türk-İslâm sanatları konusunda mahir ve ehil kişilerin az olması, Türk-İslâm sanatlarımızı doğru tanımaya ve doğru şekilde icra etmeye yönelik bir faaliyetin olmaması sanatlarımız açısından üzücü bir olaydır. Malatyamızda Özel kurumlar ve resmi kurumlarda bu sanatlara yönelik herhangi bir faaliyet göstermemektedir. Hal böyle olunca sanat kültürünün burada oturması zaman isteyecektir.

Malatya’da hat sanatını icra etmek çok zor oluyor.

Ne tür zorluklardan bahsediyorsunuz?

Mesela şahsımdan başka icazetli bir hattatın burada olmayışı, halkın gezecek, sanat eserlerini inceleyecek sergilerin olmaması gibi. Bu gibi durumlar olunca biz de hali ile icra ettiğimiz sanatı insanlara tanıtmakta sorunlar yaşıyoruz.

İlk zamanlar çok zorluk çekiyorduk. Ama çok şükür yeni yetişen talebelerimle beraber inşallah elimizden geleni yaparak bu alanda Malatya ve doğu illerimizde sergi ve projelerimizle sanatı doğru bir keyfiyette tanıtmaya ve ders vermeye gayret edeceğiz.

Doğu’da; Doğu Anadolu’da geleneksel sanatları öğretmenin ve öğretmenin zorlukları neler?

Hüsn-i hat sanatımızın merkezi İstanbul ama bu sanatımıza bütün illerimizin ihtiyacı var ve Türk-İslâm sanatları kültürümüzü en iyi şekilde taşıyan etmenlerdir. Bu sebeple her ilimizin bu sanatlardan istifade etmesi gerekir düşüncesindeyim. Daha çok bu sebepten ötürü Malatya’da bulunmaktayım.

Hilye-i Şerife

Doğu Anadolu’dan batıya gidip hat sanatını öğrenip buralara gelen hattat sayısı çok az. Durum böyle olunca buradaki halkımız da bu sanatlardan mahrum bırakılmış durumda. Zaman zaman bazı illerde çok nadir de olsa sergiler yapılmakta ama yeterli olmadığı malumunuzdur.

Şahsi düşüncem bu sanatlarımızla ilgili özel kurumların, vakıfların bu illerimizde de sanatlarımızın tanıtımı hususunda etkinlikler yapmasının Türk-İslâm sanatları açısından çok faydalı olacağı kanaatindeyim.

Malatya’da sergi açtınız. Malatyalı sanatseverler eserlerinize rağbet gösterdi. Bu ilgili nasıl telif ediyorsunuz?

Açtığımız sergilerde en çok dikkatimi çeken olay en az on kişiden üçünün veya daha fazlasının hat sanatını yeni duymasıydı. Zaten birçok kişi hat sanatı deyince kaligrafi sanatı ile karıştırıyor. Çünkü daha önce de ifade ettiğim gibi buralarda sergiler, konferanslar çok nadir yapılmakta. İnsanımız da maalesef doğru tanıma konusunda bilmemekte haklılar.

HAT SANATININ TANITILMASINA DAHA FAZLA GAYRET SARF ETMELİYİZ

Şunu belirtmek gerekir, insanların bu sanatı bilmemesi onların değil bizim eksikliğimizdir. Biz, sanatımızın tanıtılması hususunda çaba gösterirsek, halkımız da doğru şekilde tanıyacak, sevecek ve öğrenmek isteyecektir.

Arapgir Malatya’ya 120 km. uzaklıkta bir ilçe ve gidiş iki saat, geliş iki saat toplamda her hafta dört saat yol çekip ders vermeye gidiyorum. Bunu sanatın üzerimdeki manevi sorumluluğundan dolayı yapmak zorundayım. Bununla beraber Arapgir ilçesinde hat sanatını gerçekten benimseyip öğrenmeye gayret eden birçok talebem var.

Malatya’da inşallah ilerleyen zamanlarda çok güzel çalışmalar yapılacağından ümitliyim. Çünkü yıllardır bunun zeminini hazırlama gayreti içindeyim. Sadece Malatya değil, sanatımızın ulaşmadığı her yere ulaştırma ve bu alanlarda faaliyet yapma düşüncem var.

İkinci kişisel sergimi Elazığ’da üçüncü kişisel sergimi de Amasya’da açmıştım. Bu sergi projelerime bundan sonra sanatta ilerlemiş talebelerimle devam etmeyi planlıyorum.

AMASYA’DAKİ ŞEYH HAMDULLAH YAZI TARİHİ VE HÜSN-İ HAT MÜZESİ HATTATLAR İÇİN ÇOK BÜYÜK ÖNEM ARZ ETMEKTEDİR

Şeyh Hamdullah Müzesi’ne yazılarınızda destek oldunuz. Hat sanatımızın banilerinden Şeyh Hamdullah Müzesi’nde yazınızın bulunuyor olması halet-i ruhiyenize nasıl yansıyor?

Öncelikle Prof. Dr. Uğur Derman hocamızın da açılış konuşmasında ifade ettiği gibi; Dünyada ilk olan bu müze biz hattatlar için çok büyük önem arz etmektedir. Türk Osmanlı usulü hat sanatının mucidi ve hat sanatına ciddi emekler verip Aklam-ı Sitte’ye yeni güzellik katan Şeyh Hamdullah (rahmetullahialeyh)’e ne kadar teşekkür etsek azdır. Her nimetin şükrü kendi cinsindendir. Diye bir söz vardır. Bu söze binaen hat sanatında geçmiş dönem üstadlarımıza sadık kalarak, onların açtığı yolu bozmadan o yolda ilerlemek gerekir.

Şeyh Hamdullah Müzesi’nin açılma haberini duyar duymaz çok mutlu oldum ve eser bağışlamak beni gerçekten ziyadesi ile mesrur etti. Zira üstadımıza bir vefa borcumuzu ödeme fırsatı verildi, ben bu şekilde düşünüyorum. Bu gün bizler güzel yazılar yazabiliyorsak bizden önceki kıymetli üstadlarımız sayesindedir. Onlar bir ömür verdiler sanatı geliştirmek için, bizler ise zirve döneminde geldik. Buna sadık kalarak çalışmalarımızı vefâ duygusu ve hat sanatının gerektirdiği maneviyat içinde icra etmemiz gerekir.

Sülüs ve nesihte Şevki Efendi’nin; Celi sülüste Sami Efendi’nin ve Mustafa Halim Özyazıcı’nın yollarını takip ediyorsunuz. Şevki Efendi’nin, Sami Efendi’nin ve Halim Efendi’nin ‘Rakım Mesleği’ olarak bilinen hat sanatına yaptıkları hizmetlere dair neler söylemek istersiniz?

Kıymetli üstadlarımızın kitaplarından ve hocalarımızdan istifade ettiğim üzere yeni bir şeyler katmak haddim değildir. Bu konuda konuşmam gerekirse şunu belirtme ihtiyacı duyuyorum. Şevki Efendi, Sami Efendi, Halim Özyazıcı ve daha ismini burada zikretmediğimiz nice kıymetli üstadlarımızın bu kutlu sanata ciddi hizmetlerini görmekteyiz. Kendine hayran bıraktıran nice güzel eserler bırakmışlar. Bu noktada dikkati biraz da onların yaşantılarına çekmek istiyorum.

HAT SANATI İNSANLARI MANEN OLGUNLAŞTIRMAKTADIR

Tabii ki, buyurunuz…

Bir insanın Allah’a karşı, insanlara karşı nasıl bir kişi olduğu çok önemlidir. Bu üstadlarımızın her birinin hayatını dikkatle incelediğimizde ortak noktada buluşmak mümkün. Bu ortak nokta ise Allah’a kulluklarını tam bir tevekkül içinde yerine getirmeleri ile beraber hat sanatını bir sanattan ziyade Allah aşkı ve tam bir tasavvuf edası ile icra ediyor olmalarıdır. Zira hat sanatı insanı manevi olarak da olgunlaştırmaktadır. Bu yola baş koyan bir talebe bile kendi ahlâkının değiştiğini kısa zaman içinde fark eder.  Buna en basit örnek olarak hat sanatı sabrı öğretir.

Şevki Efendi’nin eserlerini incelediğimde o kadar zarafet ve ince detaylar görüyorum ki her zaman ne kadar eksik olduğumu bir kez daha anlıyorum. Hâkezâ Halim Efendi’nin kalem hareketlerini gösteren karalamaları bile o kadar incelik içermekte ki hayran kalmamak imkânsızdır. Sami Efendi’nin yazdığı bir çeşme kitabesi bile bize ders niteliği taşıyor.

Bu konuda saatlerce konuşsak yine tam anlamı ile ifade etmemiz zor, ancak şunu da ifade etmem gerekir…

Tabii ki, sizi dinliyorum.

Bizden önceki insanların gerek sanatta, gerekse de normal hayatta çok zarif, ince düşündükleri ve o şekilde yaşadıklarının izlerini hemen her yerde görmemiz mümkün.

ÜZERİMİZDE MANEVİ BİR SORUMLULUK VAR

Sizin ilave etmek istediğiniz hususlar nelerdir?

Hüsn-i hat sanatı bizim Türk-İslâm kültürümüzün en önemli unsurlarındandır ve bizler bu sanatımıza, kültürümüze sahip çıkmalıyız. Yıllarca bu değerlerimizden uzak yaşadık ve halen tam anlamı ile bu sanatlarımız her yerde doğru bilinmemekte. Bunun için fert olarak veya kurum olarak çeşitli zamanlarda, çeşitli illerde tanıtım faaliyetlerinin yapılması, sergilerin açılması, konferanslarının verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yarışmalar bir nebze destek olsa da asıl tanıtım eğitimle olur.

Üzerimizde manevi bir sorumluluk var. İnşaallah Allah’ın razı olduğu şekilde bu sorumluluğu yerine getiririz. Ümidim ve temennim bu sanatımızın bize geldiği gibi bizim muhafaza edip bir sonraki nesle doğru bir şekilde, maneviyatı ile birlikte aktarabilmemizdir.

Gayret bizden; muvaffakiyet yüce Rabbimizden.

Son olarak okuyucularımıza nasıl bir mesaj iletmek istersiniz?

Öncelikle eğer ilk defa böyle bir sanatın ismini duydular ise araştırmaları gerekir. Çünkü bu sanattan yeni haberdar olan kişiler araştırınca çok farklı bir bakış ile bakıyorlar. Zaman zaman karşılaşıyoruz, hat sevdalıları üniversitede akademisyen de olsalar, hat sanatını teferruatı ile tanıyınca daha önce araştırmadıklarına hayıflanıyorlar.

Bu zorlu yola yeni baş koyan kıymetli arkadaşlarıma acizane tavsiyem, ne olursa olsun, eğer gerçekten seviyorlarsa derslerine düzenli devam etsinler ve hat sanatı ile ilgili kitapları alıp okusunlar. Tabii ki çokça eser inceleyerek de görsel hafızalarını zenginleştirsinler. Hat sanatını bilinçli bir şekilde, maneviyatı ile icra edersek o zaman gerçekten çok başarılara imza atmamız mümkün olacaktır.

“Kişi için ancak çalıştığının karşılığı vardır.’” [Necm 39] ayeti mucibince çalışmak, azmetmek gerekir. O takdirde Allah karşılığını verecektir.

İlginiz için teşekkür ediyorum.

Malatya’dan sesimize kulak verdiniz. Kıymetli vaktinizi ayırdığınız için çok teşekkür ederim.

Kaynak: İttifak

Önceki Haber
Konuşmayı öğretme sırası bu kez evlatta

Sonraki Haber
Komşumuz Avrupa'nın en ucuz ülkesi