Doğrucu Davud olmak

Söz doğru olacak, ama doğru söz yerinde, zamanında, faydadan çok zarara sebep olmadığında söylenecek ki, hikmetli de olmuş olsun.

Doğrucu Davud olmak

Bu deyim ile ilgili olarak şu örneği okudum:

 

“Sadrazam Kamil Paşa (Sultan Abdülaziz’in sadrazamı) divanda çilek ikram eder ve masadaki pudra şekeri yerine yanlışlıkla kapağı açık kalan tuza batırır. İşi bozmaz ve aaaa çok güzel oldu der. Daha sonra sadrazam yaptı diye tüm divan tuza banar ve ifadelerini bozmadan leziz, leziz deyip yerler. Bu sırada “tuuuu, iğrenç” diye bir ses gelir Doğrucu Davut’tan ve şöyle der: “Çilek meclisinde neyse de hükümet meclisinde de bunlar size böyle yapıyor!”

 

İnsanları yöneten, hak ve adalet dağıtan, kamu gücü ve yetkisini kullanan insanların kendileri dürüst ve işin ehli olmaları şartıyla en şanslı olanları, yakın çevrelerinde işin ehli ve güzel ahlak sahibi insanlar, danışmanlar, yardımcılar bulunanlardır. Bunun yerine ahlakı düşük, şahsi menfaatini önde tutan, rüzgarın yönüne göre yön değiştiren, dalkavuk, eyyamcı, yağcı… insanlar bulunursa ve üstelik bunlar, layık olanların sesini bastırırsa vay o idarecilerin haline!

 

Yazıya böyle başladım ama asıl maksadım, yalnızca doğruyu söylemenin yetmediği ve her zaman caiz olmadığı, doğru olmanın yanında bir de hikmet unsurunun bulunma zaruretine işaret etmek idi.

 

Söz doğru olacak, ama doğru söz yerinde, zamanında, faydadan çok zarara sebep olmadığında söylenecek ki, hikmetli de olmuş olsun.

 

Islaha, hakkın yerini bulmasına, yanlışın düzeltilmesine… faydası olmadığı halde düşmanın, zalimin, kötü niyetli kimselerin işine yarayacak doğruyu söylemek fazilet değildir; nefsi şişirebilir, alkış da alabilir ama hayırlı sonuç doğurmaz; bunu yapanların sorumlu olacaklarını hesaba katmaları gerekiyor.

 

Şimdi merhum olan kardeş gibi bir arkadaşım vardı, bir okulda müdür iken tiyatro kolunu bir ilçeye götürüyor, arabada meslektaşları var, şundan bundan konuşuyorlar, müdür, tabu olan bir konuda, tanrılaştırılan bir şahsın aleyhinde olan onu rezil eden bir sözü/olayı okuduğu bir kitaptan naklediyor. Aradan günler aylar geçiyor, arabada bulunan meslektaşlardan biri istediği kadar ders verilmediği için müdüre kızıyor, gidip savcılığa, arabada söylenen söz ile ilgili olarak suç duyurusunda bulunuyor. Savcı dava açıyor, bir yıldan fazla ceza talep ediyor, ceza verilirse müdürün işi bitecek, hayatı sönecek, hapse girecek, perişan olacak… O arabada bulunan, yurt dışında ilahiyat okumuş bir şahide, müdürün avukatı “Hocam, bu ceza bir zulümdür, müdüre yazık olacak, siz böyle bir şey söylemedi deyin, kurtulsun” demiş. O da sesini çıkarmamış. Duruşmada hakim sorunca Doğrucu Davutluk yaparak “Hakim bey bu avukat bana yalan söyle dedi, ama ben doğru adamım, yalan söyleyemem, evet müdür bu sözü söyledi” demiş ve müdür cezayı almış, Allah’tan o sırada çıkan aftan yararlanmıştı.

 

Peki, zulmü engellemek için gerçeği söylememenin, doğru olanı açıklamamanın caiz olduğuna dair bir delilimiz var mı?

Müslim’in kitabına aldığı sahih bir hadisin meali şöyledir:

 

“İnsanların arasını bulan, bozulan meşru ilişkiyi düzelten kimse ile hayırlı/faydalı olanı söyleyen ve yayan kimse -gerçeği söylemiş olmasa bile- yalancı değildir.”

 

“Ravî ekliyor: “İnsanların yalan söylemelerine izin verilen şu üç şeyden başkasını duymadım: Savaşta gerektiği için, insanların arasını düzeltmek için, karının kocasına ve kocanın karısına –gönlünü almak için- söylediği gerçek dışı- söz.”

 

Yeni Şafak/ Hayrettin Karaman 

Diğer Haberler

Kudüs İslam'ın Yurdudur


Sorumluluk Sahibi Bir Baba Olabilmek


Teknoloji Bağımlılığı ve Sosyal Medya Ahlakı


Peygamberimizin Dilinden Dualar


Cuma Hutbesi: İnsan, İman ve Hayat


Yusuf Kaplan'ın 100 kitaplık okuma listesi tamamlandı


Tefekkür İle Bir Ömür Geçirmek


Takva: En Hayırlı Azığımız


Cuma Hutbesi: "Namaz: Rabbimize Yakın Olma Çabamız"


Batıl İnançlar ve Hurafeler


İnfak, sadaka ve zarâfet


Musibetler Karşısında Müminin Tavrı


Cuma Hutbesi: Peygamberimiz ve Aile


Mevlid-i Nebi


Dünyevileşmek: Geçici olana gönül vermek


Alman usulü bize gelmez, bizde îsar ve diğergamlık vardır


Mutlu beraberlik fedakârlık ister


Namaz saflarının bireysellikle ne alakası var?


Kısa adı Islah nasıl bir okuldu?


Dünya Evimiz Bize Emanettir