İnsan çalışmakla mükellef, başarmakla değil

Mesela, bir adam iyidir dediğimiz zaman, “Şunu yapmaz, bunu yapmaz, kimseye bir fenalıkta bulunmaz” manasını kastederiz. Neden böyle? Çünkü iyilik kavramı bizde menfidir

İnsan çalışmakla mükellef, başarmakla değil

İstiklal marşı şairimiz Mehmed Akif Ersoy sadece şair değil büyük dertleri olan ve çözüm için ter döken bir insan, büyük bir düşünür.

Son Osmanlı dönemi ve Cumhuriyetin kuruluş sürecindeki insan ve devlet ilişkileri hakkındaki düşüncelerine baktığınız zaman onun ne kadar derin bir ufku olduğunu görürsünüz.

**

Bakın 100 yıl önce söyledikleri ne kadar taze ve gerçek:

Mesela, bir adam iyidir dediğimiz zaman, “Şunu yapmaz, bunu yapmaz, kimseye bir fenalıkta bulunmaz” manasını kastederiz.

Yoksa “Şunu yapar, bunu yapar, şöyle iyiliklerde bulunur” manasını düşünmeyiz.

Neden böyle?

Çünkü iyilik kavramı bizde menfidir, müspet değildir.

**

Bakıyorum, ayrı ayrı pek iyi adamlarız.

Bizi medeniyette dünyalar kadar geri bırakan milletlerin fertlerinde, bizdeki büyüklükler yok.

Sonra bakıyorum, bir yere gelince, bir hey’et-i içtimaiye (ortaklık) teşkil edemiyoruz.

Çünkü o terbiyeden mahrumuz.

**

İngilizler’in dünyaya hâkim olmalarının sebebi, fenalar fenalık yapınca, iyiler derhal önüne geçerler; bir kenara çekilip yan gelmezler.

**

İnsan çalışmakla mükellef, başarmakla değil.

**

Ah biz Şarklılara vazife hissini hissettirecek bir aşı keşf olunsa!..

Nereye gittimse, insanlarımda vazife hissi göremedim.

Bu şuurun uyandığı gün, Şark yakasını kurtarmış demektir.

**

Gaye uğrunda çalışmak, didinmek, nihayet ölmek!

O ne güzel meşgale, o ne hoş eğlence, o ne mesut son imiş.

**

Hiçbir şey, tek başına çalışmakla kabil olamıyor.

Bugün hayat öyle bir şekil almış ki tek başına çalışan bir adamın alnından damlayan terler, tıpkı gözyaşı gibi dökülüp gidiyor, hiçbir fayda temin etmiyor.

Ne zaman, bir yere gelmiş binlerce alın birden terlerse, işte o vakit, bu çalışmanın yeryüzünde bir eseri, bir izi görülebilir.

**

İnsan bir gayeye ulaşmak için, mesaisini (zamanını) bir mevzua hasretmeli (odaklamak), dağıtmamalı.

**

İyilerin tembelliği, kötülerin faaliyetidir.

**

Zengin, orta halli, züğürt, elhasıl hepimiz mektepsizlikten, maarifsizlikten şikâyet ediyoruz.

Fakat hiçbirimiz bu derdin çaresini bulmak istemiyoruz.

««

Yedi bacanak gidiyorlarmış.

Saatlerce süren sükût canlarını sıkmış.

“Ne olurdu, bir adam olsa da biraz laf etseydik!” demişler… Biz de tıpkı böyleyiz.

Milyonlarca herif, bir yere toplanmışız.

“Ah bir hayır sahibi çıksa da çocuklarımız için mektep açsa!” diyoruz.

**

Avrupalılar, ele geçirmeyi kararlaştırdıkları memleketin ahalisi arasına, evvela tefrika (ayrılık fikri) sokarlar, senelerce milleti birbiriyle boğuştururlar.

Sersem ahali, bu suretle yorgun düştükten sonra, gelip çullanırlar.

Bugün de işte bize karşı, aynı siyaset kullanıldı.

««

Hayatta tahammülü olmayan yük, mihnet yüküdür.

Yüklenmek mecburiyeti olunca, hiç olmazsa, mihnetine kıymet vermeyen adam seçilmeli.

««

İhtiyaç, insanın kendi eliyle üzerine örttüğü bir ağdır.

Hiç olmazsa, ağın gözlerini büyük tutmalı; kurtulamazsa, bari elleri, ayakları, başı dışarıda kalsın.

««

Eski, eski olduğu için atılmaz, fena olursa atılır.

Yeni, yeni olduğu için alınmaz, iyi olursa alınır.

««

İnsan, hayatta iki şeyi bilmelidir: Biri haddini, diğeri de hesabını.

Ben haddimi hep bildim ama hesabımı bilemedim.

««

Milletler topla, tüfekle, ordularla, tayyarelerle yıkılmaz. Milletler ancak aralarındaki bağlar çözülerek, herkes kendi başının derdine, kendi havasına, kendi menfaatına, kendi çıkarını temin etmek kaygusuna düştüğü zaman yıkılır.

««

Tarih tekerrürdür (olayların tekrar tekrar yaşanması) derler. Pek doğru.

Üzülecek bir cihet var ki o da tarihin tekerrürü sözü, bize gelince, musibetin tekerrürü gibi bir mana ifade ediyor.

Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar; Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?

««

‘İş bitti, sebatın (gayret-çaba) sonu yoktur!’ deme, yılma.

Ey millet-i merhume, sakın ye’se (ümitsizliğe) kapılma.

**

İslam dünyası değirmenci uykusunda diyordu Akif 100 yıl önce.

Değirmende ses olduğu sürece değirmenci uyur.

Ne zaman uyanır?

Değirmende ses kesilince.

Kronikleşen hastalıklarımızdan cehalet, yoksulluk ve kardeş kavgası cephelerinden zaferle çıkacağız.

Kaynak: Yeni şafak gazetesi-Yaşar süngünün yazısı

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Bir tıkla zenginlik hedefleyenlerin mesleği: Youtuberlık

10 yaşlarındaki 11 hafız kızımız Çin'deki robot yarışmasında

Muhtarın girişimi köylüye gelir kaynağı oldu

Saç derisi kopan kadına hayat veren müdahale

60 yaşında üretiyor, topluyor ve satıyor

 

 


Diğer Haberler

Boşnak kadınlardan 'duygulandıran' ziyaret


Mescid-i Aksa'ya bakan evini Yahudi yerleşimcilere satmamakta kararlı


Yeni Zelanda'da iki camiye terör saldırısı: 49 kişi yaşamını yitirdi


Genel Başkan Kaan: İslamofobinin, Kronikleşmeden Ortadan Kaldırılması, Tüm Dünyanın Huzuru İçin Elzemdir


Cansuyu Derneği'nden Mali ve Fildişi Sahilleri'ne yardım


Arap Birliği İsrail'in Aksa'daki ihlallerini kınadı


'İsrail'in Filistin topraklarındaki yerleşim birimleri gayrimeşrudur'


Diyanet İşleri Başkanı Erbaş: Gönül coğrafyamız sadece Anadolu ile sınırlı olamaz


Katar'dan Gazzeli 55 bin aileye nakdi yardım


TİKA'dan Özbekistan'a eğitim desteği


Dünya Bankası'ndan Arakanlı Müslümanlar için 165 milyon dolar hibe


Genel Başkan Kaan: Kadına Saygı Altında Kadını Yok Ediyoruz


Azerbaycanlı ve Türk kadınlardan ortak kermes


'Suriye'deki kadın mahkumlar derhal serbest bırakılsın' çağrısı


Regaip Kandili idrak edildi


Türkiye-Afrika kültürel iş birliği ve kadın dayanışması güçleniyor


Karanlık dünyasını savaş mağduru çocukları eğiterek aydınlatıyor


Dört yıllık engelin ardından Gazze'den ilk umre kafilesi yola çıktı


'Buhari-i Şerif'in özel baskısı tanıtıldı


Nelson Mandela'nın torunundan uluslararası topluma Suriye çağrısı