İslam aleminde korkutan sükût ve israf

İslam’ın temel emirlerinde olan insanî ve İslamî dayanışma, ötekinin derdini anlama ve çare bulma prensiplerini sadece iftar saatindeki paylaşımlara indirgeyen İslam alemi ciddi bir sınav ile karşı karşıyadır.

İslam aleminde korkutan sükût ve israf

Ramazan ayını çeşitli etkinlikler, yerel ve evrensel aktiviteler ile geçirmeye başlayan İslam alemi maalesef gerçeklikten uzaklaşmış hayal dünyasında yaşamaktadır. İslam’ın temel emirlerinde olan insanî ve İslamî dayanışma, ötekinin derdini anlama ve çare bulma prensiplerini sadece iftar saatindeki paylaşımlara indirgeyen İslam alemi ciddi bir sınav ile karşı karşıyadır.

 

Sadece iki Ramazan arasında yüz bine yakın insan, çatışmalar yüzünden hayatını kaybetmiştir. Ramazan’a girildiğinde, hala Yemen’de on üç milyon insan, yoklukla karşı karşıya olduğu gibi; son sekiz Ramazan arasında da Suriye nüfusunun yarısı yerinden edilmiştir. Son iki Ramazan arasında Libya’nın başına gelenleri saymıyorum bile.


NEYE SUSUYORUZ?

 

Bu yıl da Ramazan’a Kudüs’ü pazarlayan ve İsrail’i daha da büyütmeyi hedefleyen Trump’ın planı ile girdik. Ama İslam aleminden çıt yok. Bu plana karşı gelenlerin sesi kısılırken, bu sayede iktidarlarını pekiştireceklerini zannedenlerin etekleri zil çalıyor. Planda Kudüs, etkisiz, ve İsrail uydusu olarak düşünülen Yeni Filistin devletinin müşterek kullanımına verilerek sanki bir lütufta bulunuluyor. Oysa bu durum 1967’den sonra çıkan bütün BM kararlarına aykırı olduğu gibi İslam dünyasını da toptan tehdit ediyor. Bu madde aslında, Trump’ın Kudüs’ü başkent ilan etmesi üzerine İİT’nın İstanbul zirvesinin ve ardında BM Genel Kurulu’nun aldığı kararlara karşı bir rövanşından başka bir şey değildir. Ama İslam aleminde yine çıt yok.

 

Son yıllarda Çin’de bütün dinlere karşı alınan tavır, müminlerine uygulanan zulüm asumana erişti ama İslam alemini idare edenlerin kulaklarına hala düşmedi. Bu nasıl bir vurdumduymazlıktır acaba? Doğu Türkistan’da milyonlarca Müslüman Uygur sudan sebepler ile kamplara sevk ediliyor, hapse atılıyor veya ortadan kaldırılıyor. Müslümanlarca yeryüzünde Allah’ın evleri olarak tanımlanan yüzlerce mabet, mescit yıkılıyor, kimsenin kılı kıpırdamıyor.

Çin’de büyük bir insanlık suçu işlenmektedir. Ana dilini konuşmanın, Müslüman bir ismi telaffuz etmenin, namaz kılmanın, oruç tutmanın; dahası kiliseye gitmenin veya Budist mabetlerden geçmenin suç kabul edilmesi karşısında dünya dilsiz şeytanı oynarken; İslam aleminin de eşlik etmesi ne ile izah edilecektir?

 

NEYİ İSRAF EDİYORUZ?

 

Savaş baronları, Ortadoğu’ya daha fazla silah yığınağı yaparken, Basra Körfezi’nde, Doğu Akdeniz’de savaş tamtamları çalarken; İslam dünyasının liderleri mutlu ve mesut bir şekilde iftar sofralarında poz vermesi nasıl bir akıl tutulmasıdır? Bırakın dünyayı yıkıma götüren tarihteki büyük savaşlardan, halen Ortadoğu’da yaşanan savaş ve çatışmalardan ders alamamak nasıl bir körlüktür? İslam dünyasının silahperestliği bir yana; dünyada gıda tehdidi ile karşı karşıya kalan ülkelerin çoğu da Müslüman iken Ramazan’da yapılan israfın izahının ise imkanı yoktur. Gösterişli iftarlar, zengin sofralar ve sonrasında atılan gıda artıklarının istatistikleri yüz kızarıcı boyutlardadır. Bir tarafta, gün boyu aç kalmanın intikamını alırcasına ihtiyacından fazlasını tüketenler ve artıkları ile çevre felaketine sebep olanlar; diğer tarafta samimi inançları ile oruç tutup su ile iftarını açanların aynı coğrafyada yaşıyor olması hangi Müslümanlığı temsil etmektedir? Özellikle Körfez ülkelerinin yıllık gıda artıkları gelişmiş dünya ülkelerinin neredeyse üç katına çıkmaktadır. Söz gelimi Suudi Arabistan’da kişi başına düşen yıllık gıda artığı 250 kilodur ve yaklaşık 14 milyar dolara denk gelmektedir ki; bu rakam, pek çok fakir Müslüman devletin toplam bütçelerini aşmaktadır. Bu felaketin doğurduğu hastalıklar, çevre felaketleri ve buna karşılıklı ödenen meblağlar da cabasıdır.

 

Kendimizi yani ülkemizi bu tablonun dışında tutarsak haksızlık etmiş oluruz. Türkiye’de Ramazan ayındaki gıda israfı neredeyse yıl içindekine denk düşmektedir. Bunun için istatistiklere ihtiyaç yoktur. Açılan ve genellikle eş dostun bir araya gelip hep birlikte bu günaha ortak oldukları gösteriş sofralarına bakmak yeterlidir. Üstelik bu israf ve sömürü sadece varlıklı semtlerde, lüks otellerde değil, hemen her yerde görülmektedir. Normal zamanlarda ne kadar aç kalınırsa kalınsın yetinilen miktar ile yetinmek istemeyenlere, sıradan lokantalarda sunulanların ne kadarının israf edildiği açık seçik ortadadır. Ramazan bahane edilerek normal zamanlarda daha iyi bir menüyü daha düşük bir fiyata satarken; bunu Ramazan sömürüsüne dönüştüren anlayışın hangi Müslüman zihniyetini temsil ettiğini de varın sizler düşünün.

 

Evet dünyada dindarlık bir ihtiyaç olarak artmıştır. İslam aleminde de oruç tutanlar çoğalmıştır. Ama bunun, insanı terbiye eden dinî ve ruhî bir ihtiyacı karşılamaktan ziyade, –Enderun teravihinde olduğu gibi- kültürel bir aktiviteye dönüşmesi, en az yüz yüze olduğumuz gıda tehdidi kadar tehlikelidir. Hatta daha da tehlikelidir.

 

Yenişafak/ Zekeriya Kurşun

Diğer Haberler

“Ne ekersen onu biçersin”


Önümüzü açacak bir öncü kuşak için 100 Kitaplık Okuma Listesi


Çocuklar, gençler ve büyükler


Çocukları kim koruyacak?


Demokrasinin onursuzluğu ya da onursuzların demokrasisi


Kişiliğimiz ve ahlakımız markamız olsun!


Zekat sebebiyle vergi indirimi


Mürsî’nin eşi gençlere sesleniyor


Sayın Başkanım (Mürsî)


O şimdi özgür ve rahat, çünkü Rabbine kavuştu Veyl onun katillerine!


Doğrucu Davud olmak


Çocuklarınızı akıllı telefon ve teknoloji bağımlılığından koruyun


Kadir Gecesi: Kur'an ile şereflenen gece


Oruç muhasebesi


Gazzâlî- Hakikati bilmenin yolu


Ümmet Olmanın Gerekleri


Allah bizim Müslüman kardeşler olmamızı istiyor


Dua


Oruç, niçin benzersiz’dir?


Yerli, donanımlı yeni hâriciyeciler kuşağı...