Yaptığımız işi ibadet olarak gördük

Hocamız bize şu misyonu verdi, 'Bu hastane bir ibadethane gibidir. Buraya gireceksiniz ve burada yaptığınız iş aslında bir ibadettir.' Biz o güçle çalıştık.

Yaptığımız işi ibadet olarak gördük

Türkiye'nin ilk kalp naklini 1968'de gerçekleştiren Opr. Dr. Kemal Bayazıt'ın öğrencisi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Süha Küçükaksu, Bayazıt'ın bir ekol olduğunu belirterek, "Bu ekolün bir mensubu olmaktan her zaman çok mutlu oldum ve minnet duydum. Tıptaki bu ekol, ülkesinde öncülük yapabilmek, yeni yerler kurmak ve bir insanı yaşatabilmek için teknik, teknolojik sınır tanımadan çalışmak anlamına geliyor." dedi.

Prof. Dr. Küçükaksu, aynı zamanda hocası da olan, Türkiye'nin ilk kalp naklini gerçekleştiren duayen Kalp ve Damar Cerrahı Opr. Dr. Kemal Bayazıt'ı anlattı.

İlk kalp naklinin üzerinden 50 yıl geçtiğini anımsatan Küçükaksu, "Hocamız, 1968'de nakli gerçekleştirdi. Ben de sırf hocanın yanında asistan olmak için fakülteyi dereceyle bitirdikten sonra, rotayı Ankara'ya kırdım." diye konuştu.

Prof. Dr. Küçükaksu, o dönemde ilk TUS'un yapıldığını ve sınavı çok yüksek bir puanla kazanarak Bayazıt'ın yanında asistan olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

"10 yıldan fazla hocayla birlikte çalıştık. Klinik sorumluluğuna kadar yükseldim ve hoca emekli oldu. Ama o dönemde 10 yıl boyunca bize her şeyi öğretti, aktardı. Bize bir vizyon kazandırdı ve biz o vizyonla bu yollara çıktık. Hocam o dönemlerde çalışmalara çok zor şartlarda ama yine devletin destekleriyle devam etti. Yaptığı çalışmalarla, o dönemde de ülkeye büyük bir heyecan, ivme kazandırmıştır. Doktor Barnard, dünyadaki ilk kalp naklini 1967'de yaptı, Kemal Bey de hemen 1968'in ocak ayında köpeklerde denemelere başladı. Köpeklerde başarılı olunca bunu Bakanlığa açıyor. Çünkü o güne kadar Türkiye'de birinin organını nakletmek gibi bir çalışma yok. Daha sonra hocamız, uygun bir alıcıyla verici bularak bu ameliyatı gerçekleştiriyor. Nakil olan hasta yaşamadı. Ancak dünyada nakil olan ilk 100 hastanın 100'ü de rejeksiyon dediğimiz ret olayı nedeniyle bir yıl içinde vefat etti. Çünkü o zaman immünsupresif ilaçlar yoktu. 1980'de bu ilaçların bulunmasının ardından organ nakli de hızla gelişti."

Türk insanı 10 yıl daha erken kalp hastası oluyor

Prof. Dr. Süha Küçükaksu, Kemal Bayazıt'ın misyon sahibi bir bilim insanı olduğunu dile getirerek, kendisinin Türkiye'de ilk kez özel hastanelerde kalp ameliyatlarını başlatan isim olduğunu da aktardı.

"Bugün halkımız özel hastanelere gidebiliyor. Özel hastanelerin üzerine de tıp fakülteleri bina edildiyse bunun altyapısında Kemal hocanın çok emeği vardır." diyen Küçükaksu, özel hastanelerde kalp merkezlerinin kurulmaya başlamasıyla yığılımın ortadan kalktığını söyledi.

Küçükaksu, Türkiye'de kalp sağlığına çok önem verilmesi gerektiğine işaret ederek, "Çünkü, Türk Kardiyoloji Derneği'nin çalışmasına göre, Türk insanı genetik, yaşam ve yapısal özellikleri itibarıyla gelişmiş ülkelerde yaşayan insanlardan 10 yıl daha erken kalp hastası oluyor." ifadelerini kullandı.

Türkiye'deki kalp hastalıkları bakımından risk faktörlerine değinene Küçükaksu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bizde sigara, hipertansiyon oranı çok yüksek. Diyabet giderek artıyor. İnsanımızın kalp sağlığını korumak zorundayız. Türkiye'de son verilere göre ölümlerin yüzde 38-40'ının kalp hastalıklarından olduğunu görüyoruz. O yüzden kalp sağlığına önem vermeliyiz. Kalp enstitüleri kurulmalı. Bunlar inşallah zaman içinde gerçekleştirilecektir diye düşünüyorum. O yüzden Kemal Bayazıt için, 'Kalbin Son İmparatoru' derken, şunu kastetmek istedim; bu işe yol açan, bize öncülük yapan bir büyüğümüz. Bayazıt Hoca, bizim kalbimizde bir ışık yaktı, biz de o ışığı bizden sonrakilere aktarmak için çalışıyoruz.

Hakikaten hocamız bize şu misyonu verdi, 'Bu hastane bir ibadethane gibidir. Buraya gireceksiniz ve burada yaptığınız iş aslında bir ibadettir.' Biz o güçle çalıştık. Bir insanı yaşatabilmek için hocanın kendi kanını verdiğine ben gözümle şahit olmuş bir insanım. Biz bu şekilde çalışmış insanlarız. Hocadan bu terbiyeyi aldığımız için bir insanın hayatı için sonuna kadar mücadele ederiz. Kemal Bayazıt ekoldür ve bu ekolün bir mensubu olmaktan her zaman çok mutlu oldum ve minnet duydum. Tıptaki bu ekol, ülkesinde öncülük yapabilmek, yeni yerler kurmak ve bir insanı yaşatabilmek için teknik, teknolojik sınır tanımadan çalışmak anlamına geliyor."

Kaynak:AA

 

 

Hıdırnebi Uzungöl'e alternatif

İzmir'de keşfedilen 'çan çiçeği'

Randevuya geç kalan, siparişleri de geç bırakır

15 bin dolarlık tespih


Diğer Haberler

Hayırseverlerin desteğiyle açılan kuyular Afrikalılara 'can suyu' oldu


Türkiye'nin bursuyla doktor olan Filistinli genç: Türkleri tedavi etmek benim vefa borcum


Leyla ebe fedakarlığıyla köylülerin gönlünde taht kurdu


Hayatını kızı, SSPE hastası yatalak eşi ile otizmli yetim yeğenine vakfeden kadın tüm 'iyilik ödülleri'ni hak ediyor


Düzce'de sahillerdeki atıkları temizleyen emekli öğretmen duyarlılık örneği sergiliyor


Yeryüzü Doktorları Afrika'daki katarakt projesi: Elimiz tuttuğu müddetçe tüm sıkıntılara göğüs germeye devam edeceğiz


'Yaşasın Anneler, Yaşasın Çocuklar' kampanyası binlerce kişiye şifa oluyor


Üniversiteli Reyhan yaşlıların yaşamına dokunuyor


Azmin zaferi: Mahkumken üniversite bitirdi, şimdi hayalini kurduğu işi yapıyor


Geleceğin sağlıkçıları yaşlıların şifa umudu oldu


Kahvehanesinde düzenlediği kampanyalarla 800 kişinin kan vermesini sağladı


Emekli maaşını biriktirip hastaneye cihaz aldı


Afrika'daki görme engellilere ışık oldular


Vefakar kocanın dünyası 'eşinin nefesi'


Gülsüm anne felçli eski eşine de 'umut' oldu


UNICEF'ten 2019'da 350 bin Yemenliye insani yardım


Sadakataşı Tanzanya'da 225 katarakt hastasını sağlığına kavuşturdu


Uyuşturucudan kurtuldu hayal ettiği hayata kavuştu


Madde bağımlılarına zeytinlikler arasında 'ilaçsız' rehabilitasyon


Otizmli oğluna 19 yıldır kol kanat geriyor