Yıllarını beşer beşer atlıyorlar

Çocukların çalıştırılmalarına karşı değilim, çalıştırılmamalarına, el bebek büyütülmelerine karşıyım. Ancak sokakta böyle değil.

Yıllarını beşer beşer atlıyorlar

Sokak çocukları için ‘Onlar ellerindeki poşetin içindeki tutkalla sadece ruhlarını yapıştırırlar bedenlerine...’ demiş birisi.

Yapılan araştırmalara göre birçoğunun aileleri var.

Ya kendileri ailelerinden kaçmış ya da aileleri onları dışarı atmış çocuklar.

Genelde bally adlı yapıştırma ilacıyla kendilerini korurlar bizlerden.

O kokuyu duyunca yanaşamayız, sesimizi çıkaramayız onların kimseyi umursamaz tavırlarına ve gürültülerine.

Onlar da bunu fark ederler ve tinere olan bağımlılıkları biraz daha artar sayemizde.

**

Biri de şöyle demiş onlar için; Çoğumuzun yapış yapış bir ayy, yazıııık! zihniyetiyle acıdığı, fakat yanımıza yaklaştıkları zaman çantalarımıza göz kulak olup içimizden ayy, pis! diye geçirdiğimiz çocuklardır bunlar.

Aslında hepsi acınmaya değil, sevilmeye muhtaçtırlar.

İçinde bulunduğu zamanı sorunsuzca geçirmek ve karnını doyurmak ve güvenlik öncelikleridir.

“Büyüyünce ne olacaksın” sorusuna, ‘biz büyümüyoruz ki onüçüne varmadan ölüyoz’ şeklindeki bir karikatür gibi hayatları vardır.

**

Bunlardan biriyle yaptığı ufak bir sohbeti şöyle anlatmış biri de;

Bugün kahvaltı yapmaya pastahaneye gittim.

Bir su böreği bir de çay söyledim.

Dışarda oturuyordum her zamanki gibi.

Yanıma kısa boylu kara bir çocuk geldi, bir şeyler mırıldanarak.

‘Ayakkabıları boyayayım mı abi?’ diyormuş, benim spor ayakkabılarımı işaret ederek.

‘Boyama’ dedim.

‘Cila atayım?’ dedi.

‘Cila da atma’ dedim.

Sonra kısa bir süre bakıştık, ‘börek yer misin?’ dedim. ‘Yerim’ dedi.

Nereye oturacağını sordu, sonra boya sandığını bahçenin dışında bırakıp, benim yanıma oturdu.

İçeri gidip ‘bir börek ve bir çay daha’ dedim.

Onlar gelene kadar aramızda kısa bir diyalog yaşandı.

Babasının bir inşaat kazasında iskeleden düşerek yatalak olduğunu, annesinin babasına baktığını, küçük bir kardeşi olduğunu ve ailesinin içinde oturduğu evin kirasını karşılamak için çalıştığını öğrendim.

Babasının kaza geçirdiği inşaatın müteahhidi de sakat maaşı bağlamış aileye.

Lise 1’e gidiyor ve müdürü okutuyormuş.

Geçen sene diploma notu da 5 üzerinden 4.65 gelmiş.

O sırada böreği geldi Mustafa’nın.

Benimle ilgili bir ton soru sordu, hepsine cevap verdim.

Bir şekilde bana teşekkür etmek istiyordu.

Benim yemeğim bitmiş, onunki de sonlarına gelmişti.

‘Artık kalkıyorum, sen istediğin zaman kalkabilirsin’ dedim.

Hesap öderken kandil simitlerini gördüm tezgahta -meğer kandilmiş o gün.

Masasına kandil simidi paketini koydum ‘Bunu ailene götür’ dedim.

Çok sevindi, ‘Bizimkiler sana dua edecekler abi’ dedi.

Ben de ‘Etsinler bakalım’ diyerek gülümsedim.

**

Victor Hugo’nun ünlü eseri Sefiller’in bir yerinde anlattığı gibi; yıllarını beşer beşer atlayarak, sanki sonlarına bir an evvel ulaşmak için yaşayan çocuklardır bunlar.

**

İstanbul’a karın yağması doğu illerinde kar yağmasına benzemez.

O yüzden şehirlerde sevmem ben karı ve soğuğu.

18 milyonluk şehirde kar yağdığında ve soğuk insanın içini titrettiğinde sokak çocukları-sokak kedileri ve sokak köpekleri kaybolur ortadan.

Sokakta yaşayanların bir kısmını-bulabildiklerini- belediye toplar spor salonlarına.

Sıcaklar artıncaya kadar güvenli bir barınak, yiyecek ve içecekler sunulur onlara.

Ancak bu rahat yaşam, sıcaklar artıncaya kadardır, sonra tekrar dönerler sokaklara.

Sokakta çalışıp akşam eve dönenler ise bu soğuk havalarda çoğunlukla eli boş dönerler soğuk yuvalarına.

**

Devlet sokak çocuklarına el atmış.

İllerde emniyet müdürlüğü, müftülük, milli eğitim müdürlüğü ve belediye görevlilerinin de yer aldığı Sokak Çocukları Çalışma Komisyonları kurulmuş.

130 mobil ekiple sokakta çalışan ya da zorla çalıştırılan 11 bin 760 çocuğa ulaşılmış.

3 bin 99 çocuğun ailesine destek sağlanmış, 4 bin 127 aileye rehberlik hizmeti verilmiş. 230 çocuk bakım kuruluşlarına yerleştirilmiş.

**

Çocukların çalıştırılmalarına karşı değilim, çalıştırılmamalarına, el bebek büyütülmelerine karşıyım. Ancak sokakta böyle değil.

Kaynak:Yeni Şafak Gazetesi-Yaşar Süngü'nün yazısı

Diğer Haberler

Mesleki eğitimin 150 yıllık çınarı: Mekteb-i Sanayi


Meslek liselerinden ekonomiye 250 milyon liralık katkı


Meslek lisesinden 7 milyon liralık ciro


Biga'nın tarhanasını restoran zincirine satıyorlar


Yöresel lezzetler kadınları meslek sahibi yaptı


Kenevirden üretilen x-Ray'ler havalimanında


Turistler, gönüllü çiftçilik yapmaya Gölpazarı'na geliyorlar


Avrupa'nın en fazla marka başvurusu yapılan ülkesiyiz


TÜBİTAK teknoloji transfer edecek


Üniversite sanayi işbirliğinin meyvelerini yemeye başladık


Venezuela ekonomisi ne durumda


Mucitler BTM’de sahne aldı


Kooperatifler marketlere alternatif olmak istiyor


Finans piyasalarında algoritma çağı


Davos'ta bu yıl akıl sağlığı masaya yatırılacak


Güçlü olduğumuz 47 ihracat ürünü var


Plastik poşette dünyadaki uygulamalar nasıl


'Milli Uzay Programı'nda ilk adım atılıyor


Led ışığıyla domates yetiştiriyorlar


Suriyelilerden Bursa'ya 400 fabrika