Üstadın Aramızdan Ayrılışının 39.Yıl Dönümü

Üstat Necip Fazıl Kısakürek’in aramızdan ayrılışının 39. yıl dönümü. Hafızalardan silinmeyen eserleriyle daima günümüze ışık tutan Üstat, Türk İslam geleneğimizin son kıymetli şahsiyetlerindendi. Edebiyat dünyasına adım attığı ilk günden bu yana şiirleri kitapları ve yazılarıyla her zaman ses getiren bir yazar, bir şair ve bunlardan öte bir fikir adamı olmuştu.

 

1904’te “Canım İstanbul” diyerek nitelediği aziz şehirde dünyaya gelen Kısakürek, ilim ve edebiyatla içine doğduğu konakta tanıştı. Genç yaşlardan itibaren yazın hayatını önemseyen ve takip eden Necip Fazıl, ilk şiirini Darülfünun Edebiyat Medresesi sıralarında öğrenciyken yayımladı. “Kaldırımlar” ve “Örümcek” şiirlerinin de işinde olduğu 71 şiiri içeren “Ben ve Ötesi” isimli kitabı yazara ün kazandırdı. Yıllar süren yazı serüveninde şair kimliğinin yanı sıra birçok roman, hikaye, tiyatro ve makale kaleme aldı. Edebiyat camiasında kendisiyle en özdeşleşen eseri ise “Çile” oldu. Baki'den sonra "Sultanu'ş Şuara" yani şairler sultanı unvanına sahip olan Türk Edebiyatı’nın ikinci kısmı Necip Fazıl Kısakürek oldu.

 

Bohem olarak nitelediği hayatını değiştirmesine vesile olan Abdulhakim Arvasi’yle tanışması üstadın dönüm noktası oldu. Otuzlu yaşlarından itibaren tasavvufa ve İslam davasına gönül veren yazar, bu uğurda ömrünün sonuna kadar mücadele etti. Ödün vermediği fikirlerini her zaman ve çekinmeden dile getiren Necip Fazıl, konferanslarında, yargılandığı mahkemelerde ve tutsak edildiği cezaevinde daima hak olanı savundu.

Savunduklarına olan inancı onu değerli bir fikir adamına dönüştürdü. Fikirleri ve yaşantısı o dönemin gençlerine örnek olurken günümüz gençlerine rehberlik etmektedir. Dudaklarımızda şarkısını bırakan üstat, gençlere düşen sorumluluğu şu dizelerinde özetlemiştir:

“Gideriz nur yolu izde gideriz
Taş bağırda, sular dizde gideriz
Bir gün akşam olur biz de gideriz
Kalır dudaklarda şarkımız bizim”